SIK SORULAN SORULAR

KAD bir amaç mıdır, yoksa araç mıdır?

Amaç, gerçeği, hakikati, Hakk’ı bulmaktır. KAD, buna götüren bir yöntem ve metottur. Metotlar amaç olamaz.

Ayrıca belirtelim ki dünyayı yaşanılır bir hale getirmek, kötülüğü engellemek veya iyiliği emretmek gibi, güzel ve doğru davranışlar dahi, asıl amaç olmamalı. Bu sayılan hedefler neticede Allah rızasını kazanmak için olmalıdır.

 

KAD ile hikmet, feraset ve basiret aynı şeyler midir? İlgisi nedir?

KAD; bilgi, belge, delile dayanan, düşünerek, akıl yürüterek bilme, anlama ve bu anlama ışığında yaşama ve gerçeği bulmadır. Benzer örnekler kıyaslanarak yeni bilgiler üretilebilir, doğru kararlar akıl yolu ile, KAD süreci sonunda alınabilir.

Feraset; görünüşten, içyüzünü fark edebilmektir. Feraset zihin uyanıklığı, bir şeyi çabukça anlayış kabiliyeti, bir insanın ahlakını, kabiliyetini yüzünden anlamak melekesi demektir. Kapsamlı ileri görüşlülük sahibi olmaktır. İyi ve doğru olanı çabuk sezinleyebilmektir. Feraset keskin bir sezgi yeteneğidir. Yöneldiği varlığın bâtınına nüfuz ederek onun yapısını, özelliklerini, varoluş gaye ve hikmetini sezme hassasıdır. Feraset iki türlüdür. Bir çeşidi ilham eseridir ki, sebebi bilinmeksizin meydana gelir. Diğeri bir kazanma eseridir ki, muhtelif tabiatlara vakıf olmak sebebiyle meydana gelir. Ferasetin zıddı ahmaklıktır, zekadan mahrumiyettir.

Çoğu zaman birbirinin yerine kullanılan bu kavramlar arasındaki ayrım kullanıldıkları bağlamlara da bağlıdır.

Basiret; ilim, zekâ, tecrübe ekseninde doğru ve ölçülü bakış, uzağı görme, kalp ile görme ya da gönül gözüne işaret eder. Erdemler ekseninde bir hayat süren, maneviyatını geliştiren insana Allah tarafından verilen bir özellik niteliğindedir. Basiret seçilmesi gereken şey ile sakınılması gereken şeyi belirlediğinden, risk ve karar almayı gerektirir. Basiret ancak saygın bir amacın hizmetinde olursa kendisini gerçekleştirir. Ahlâki bir hayatta iyi niyet bir garanti değil; vicdan iyiliği de özür (kusur) değildir. Ahlaki bir hayatta tek başına iyi niyet yapılan işlerin sonucunun da iyi olacağının garantisi olmadığı gibi, iyiniyetin kendisi de kötü, eksik veya olumsuz  bir şey de değildir. Aynı zamanda zekâ ve aydınlık bir bilinç gereklidir. Basiretin öngördüğü şey de budur.

Hikmet; nesneyi yerli yerine koymada ve/veya olayların sebep-sonuç ilişkisini kurup hükme varmada aklı isabetli kullanarak elde edilen sonuçtur. Hikmet, doğru gören keskin bir göz gibidir. Hikmet isabetli hüküm vermektir. Hikmet sahibi, yanlış karar vermeyip doğru karar verdiği gibi, doğru seçenekler içerisinden de en doğru olanını, kişiye, zamana ve mekana göre olaya, soruna, nesneye en uygun olanını seçen kişidir. Hikmet sahibi, sebep ve sonuçları doğru tespit edebilir. Geleceğe dair sağlıklı öngörüler yapabilir. Konuların çok boyutlu haritalarını çıkarabilir. Doğru, uygun ve faydalı eylemlerde bulunabilir. Hikmete batılılar aydınlatıcı yol derken müslüman filozoflar nurlu, ışıklı yol tanımını getirirler. Hikmet bir şeyi etraflıca her yönüyle değerlendirmedir.  Allah’ın her şeyinin bir hikmete mebni olduğunu bilmemiz gerekir, sebep sonuç ilişkisine bakmaktır. Müsebbibul esbab (sebepleri yaratan)Allah’tır. Her işinde nurunu yansıtır.

KAD her sağlıklı insanda olması beklenen, gereken ve çalışma ile geliştirilebilen bir beceri/yetenek iken; feraset, basiret ve hikmet çoğu kez sonradan kazanılan, ahlâki bir hayat vasıtasıyla Allah tarafından verilen yeteneklerdir.

Kritik ve analitik düşünme yeteneğini geliştiren insan doğumu, ölümü, hayat ve varlıkları tefekkür eder, Yaratıcıyı bulur, O’nun rızasına uygun yaşar, sevgisini kazanır ve Allah’a yakınlığı arttıkça feraset ve basiret yeteneği kazanır, hikmete ulaşır. KAD tefekkürün yolunu açan bir metod ve bilişsel bir beceridir.

Allah rızasını kazanmada; tefekkürün yolunu açacak, feraset, basiret ve hikmete bizi taşıyacak bir yol ve metod olarak
Kritik Analitik Düşünme sistemini hayat tarzı haline getirmeliyiz.

KAD’ı öğrenmem yaşam kalitemi nasıl etkiler ?

“Yaptığımız işlerin doğruluğu, doğru düşünme yeteneğimiz ile orantılıdır.” Sağlıklı düşünme, sağlıklı yaşamın en önemli ve öncelikli parçasını oluşturur. İnsanın yaşam kalitesi; biyolojik, psikolojik, sosyal, manevi, ekonomik ve çevresel gibi pek çok değişkenle ilişkilidir. KAD web sitesi üyeleri ile yapılan anket verilerine göre; kritik ve analitik düşünme çabasında olan kişiler, eşleri ve çocuklarıyla ve diğer insanlarla olan ilişkilerinde, maneviyatlarında, ticarette, medyayı takipte, alışverişte, beslenme alışkanlıklarında, hayatı anlamlandırmalarında vb. hayatın diğer pek çok alanında KAD’ın olumlu etkilerini gördüklerini, daha gerçekçi olduklarını, olayları daha sakin-soğukkanlı ve kapsamlı değerlendirebildiklerini ifade etmişlerdir. Ankete katılan bazı kişiler ise; daha dikkatli olduklarını, diğer insanlar ile ilşkilerinde daha empatik olduklarını, bazıları ise kafalarının daha fazla yorulduğunu, bazı konularda ise eskisi kadar rahat olamadıklarını söylemektedirler.

Sorunların var olduğu durumlarda, sorunlarla gerçekçi bir şekilde yüzleşmek yerine bu sorunları önemsemeyen insan kendisini bir süre rahat hissedebilir. Ancak bu, sorunun zamanında tespit edilip doğru anlaşılıp gereğinin yapılmamasına yol açacağı için uzun vadede insanın daha çok zarara uğramasına ve dolayısıyla yaşam kalitesinin daha da bozulmasına yol açacaktır. KAD olayları gerçekçi olarak değerlendirmeyi amaçlar. Gerçek dostlar bize sadece hoşumuza gidecekleri değil, hoşumuza gitmese de gerçekleri söylerler. Gerçekler bazen tatlıdır, bazen acıdır. KAD ise bizim en iyi dostumuzdur, bizi hakikate ulaştırır, doğru olanı görmemizi ve yapmamızı sağlar.

Kritik Analitik Düşünme (KAD) nedir? Kısaca açıklar mısınız?

Kritik ve analitik düşünme, temelde zihinsel işlevlerin kullanıldığı bilişsel bir beceridir/aktivitedir. Dikkat, hafıza, muhakeme, algılama ve çıkarsama yapma gibi bir dizi zihinsel sürecin, eş zamanlı olarak etkileştiği, bir süreçler bütününü temsil eder. Aynı şekilde seçme, kategorize etme, kıyaslama, tümevarım, tümdengelim, mecaz, benzetme, ayrıştırma ve soyutlama gibi kritik ve analitik düşünmenin diğer bileşenlerinden de söz edebiliriz. Günlük yaşantımızdaki olağan, sıradan, istemsiz, sistemsiz düşünmeden farklı olarak, farkındalık temelinde bilinçli, ilmî ve hür düşünmedir.

Düşünme makinesi olarak tabir edebileceğimiz zihnimizin en önemli işlevi düşünme, ürünü ise düşünce, fikirler ve kararlardır. Düşünme makinemiz mevcut küçük parçaları birleştirerek, bir başka yeni parça yapabileceği gibi, bir bütünü parçalara ayırabilir. Mevcut bilgileri hammadde olarak kullanır, onları belli kriterler ekseninde işler ve orijinal, amaca yönelik, yeni ürünler ortaya koyabilir. Kritik ve analitik düşünen birey; orijinal, amaca yönelik ürünler çıkarabilirken, sıradan düşünen kişiler ancak basit-kopya ürünler çıkarabilirler.

Kritik Analitik Düşünmede şüpheciliğin sınırı nasıl belirlenir?

Şüphelenmesi insanın gerçeği bulmasında önemli bir araçtır. Olaylara ve bilgilere ihtiyatla yaklaşmayı sağlayan şüphe kritik ve analitik düşünen bireylerde olması gereken temel özelliklerden biridir.  Şüphe, bir konuda bilgilerin kesin olmaması ve eksik olması halinde söz konusudur. Kesinliğe ve tam bilgiye ulaşana kadar insanı araştırmaya sevk eder. Kesin ve tam bilgiye (hakikate) ulaşıldığında ise artık şüpheye gerek yoktur.

Daha iyi anlamak için “metodik şüphelenmeyi” bir ulaşım aracına benzetebiliriz. Bizi hakikate/gerçeğe ulaştırana kadar araçta beklemeli, gerçeğe ulaşıldığında ise beklemeden inmeliyiz. Gerçeğe ulaştıktan sonra hâlâ şüphelenmeye devam etmek, bize fayda sağlamadığı gibi, gerçekten uzaklaşmamıza da yol açabilir.

Kritik ve Analitik Düşünme sisteminin uygulama alanı, sadece sosyal ve siyasal olaylarla mı ilgilidir, yoksa inanç hayatı dâhil hayatın tüm alanlarını kapsar mı?

Kritik ve analitik düşünme, düşünmenin olduğu tüm yaşam alanlarını kapsar ki, bu hemen hemen hayatın tümü demektir.

KAD Platformunun, kritik ve analitik düşünme çalışmaları “sağlıklı yaşam” kavramı gibi insanlara yeni bir yaşam tarzı alternatifi sunulmasına benzer.

Sağlıklı yaşam kavramı ortaya çıktıktan sonra, insanlar nasıl her yapılan işlemin insan doğasına daha uygun yapılarak daha verimli ve sıhhatli yaşayabileceğini anlayarak, hayatlarını bu yönde değiştirme gayreti içerisine girdiler ise, kritik ve analitik düşünme becerisi geliştikçe, KAD’ın en az sağlıklı yaşam kadar veya sağlıklı yaşamın en önemli bir parçası olarak önemi de anlaşılabilir.

Kritik ve analitik düşünebilen bir kişi, bunu yaşam tarzı haline getirdiğinde inançlarıyla eylemleri arasındaki uyum konusunda bir farkındalık geliştirecektir. Bu farkındalık sonucunda; faziletlere uygun bir hayat sürüp, özü ile duruşunu birleştirdiğinde, ruhi doyuma sahip olacak ve fıtrata uygun bir yaşam sürecektir. Belki fıtrata uygun yaşamanın en önemli şartının, Allah’ın/yaratıcının varlığını bilmek ve O’nun memnuniyeti/rızası için gayret etmek olduğunu anlama durumuna gelecektir.

Önyargıları nasıl fark edebilirim?

Önyargıların nasıl oluştuğunu ve bu önyargıları besleyen etkenleri bilirsek, onları fark etmek ve olumsuz etkilerinden kurtulmak mümkün olabilir. Önyargıyı besleyen sebepler: taraf tutma, sabit bakış açıları, alışkanlıklar, zanna dayalı muhakemeler, aşırı ve uygunsuz genelleme, bilgisizlik, yanlış kategorize etme, yanlış ayrıştırma, öfke gibi aşırı ve kontrolsüz duygusallık, acelecilik, bilgisi olmadığı her konuda fikir beyan etme, kolaycılık, dili yanlış kullanma, hatalı kıyaslamalar, kibir, algılama sınırları, bütüncül düşünememe, batıl inançlar, inatçılık, heva ve heves, bir şeye olan aşırı istek ve arzu ve benzerleridir.

Önyargılar yok edilemeyebilir, ancak fark edilebilir ve kontrol edilebilir. Önyargılardan kurtulmanın ilk aşaması, hayat boyu önyargılar içinde olabileceğimizin kabulüdür. ”Ben artık tamamen önyargılardan arındım.“ diye düşünen kişi, önyargılarının farkına varamayacaktır.

Ön yargı; bir konuda düşünmeden, kolayca karar vermeye, daha önce başka kişi ve durumlar için verilmiş bir kararı, mevcut kişiye veya duruma, düşünmeden uygulanmasına yol açar. Her durumda, yeniden, yeterince düşünülmeden verilen her kararlarda ön yargı olma ihtimali yüksektir.

Kritik analitik düşünme becerilerini geliştiren bir kişi kendisiyle ve çevresiyle yüzleşecek; önyargılar da dahil gerçekle arasına giren bir çok engeli farkedebilecektir.

Teslimiyetçilik KAD’a engel deniyor. Açıklar mısınız?

Teslimiyetçilik ve teslimiyeti birbirinden ayırmak gerektiğini düşünüyoruz. Teslimiyetçilik KAD’a engeldir ve aykırıdır. Fakat teslim olmak KAD ‘a aykırı değil, bilakis KAD’ın gereğidir.

Teslimiyetçilik; körü körüne, sürü psikolojisi içinde, gerçeği bilmeden, araştırmadan, sorgulamadan bir kişiye, düşünceye, fikir akımına bağlılıktır ve teslimiyetçi kişi aslında tam olarak neye ve niçin teslim olduğunu bilmez. Doğru çizgide ve doğru noktada olduğunu da bilemez çünkü amacı ve aradığı bir doğru yoktur. Teslim olmak ise, bilgi sahibi olduğu bir işte daha iyi bilen birine tabi ve teslim olmaktır. Hatta kişinin daha iyi bilene uyması KAD’ın bir gereğidir.

Akıl sahibi, üstün akıllı birini daima arar ve ona uyar, zaten akıllılık da bunu gerektirir: “Akıl akıldan üstündür.” KAD, bilgi sahibi olunabilen konularda geçerlidir ve kişiyi başkalarının düşüncelerini sorgulamadan, körü körüne kabul etmekten, teslimiyetçilikten kurtarır. Duyu organlarımızla, deney yoluyla, tecrübe ederek bilgi sahibi olunamayan bir konuda ise teslim olmak söz konusudur. Burada asıl soru kime ve neye teslim olunduğudur. KAD gerçeğe ve Hakk’a teslim olmaya izin verir.

Yazılı, görsel, on-line vb. medyadan gelen iletilerin (haber, reklam, köşe yazısı ve benzerlerinin) olumsuz etkilerinden nasıl korunurum? Nasıl “haber kritiği” yaparım?

Bunun için en önemli ve öncelikli husus, “kritik analitik okuma” ve “eleştirel medya-okuryazarlığı” becerisinin geliştirilmesidir.

Medya -özellikle uluslararası medya- tarafından gündeme taşınan haberler genellikle o haberi okuyan, izleyen veya dinleyen kişilere/kitlelere belirli bir mesajı, direk veya dolaylı bir yöntem ile, aktarma, hatta belirli bir fikri benimsetme ya da yönlendirme amacı taşır. Bu amaç bazen sadece bir başlıkla, bazen haberin özetiyle bazen de haberde kullanılan görsellerle gerçekleştirilmek istenebilir. Dolayısıyla haberin sadece başlığına veya kısa özetine ya da haberde kullanılan resimlere bakılarak hemen bir hüküm çıkarılmamalıdır. Hatta haberde geçen cümlelerin kurgusuna, öznesine, yüklemine kadar her detay önemlidir. Basit bir örnek verecek olursak “X isimli şahıs şöyle bir şey yaptı.” demekle “X isimli şahsın şöyle bir şey yaptığı iddia ediliyor.” cümlesi arasında çok büyük bir fark vardır.

İyi bir “haber kritiği” yapmak için medya mesajlarının doğru algılanması, eleştirel bir bakış açısıyla alınabilmesi, gerçeklik-kurgusallık ayrımının yapılabilmesi, medyanın sunduğu dünyanın gerçeğin kendisi olmayabileceğinin anlaşılması, medyanın yönlendirme ve yönetme fonksiyonlarının olduğunun farkına varılabilmesi, mesajı gönderenlerin kendi düşüncelerini dayatma gayreti içinde olabileceklerinin değerlendirilmesi gerekir.

Kritik analitik okuma (eleştirel medya-okuryazarlığı) becerisine sahip olan bir okur;

  • kara, gri ve beyaz propagandayı bilir.
  • bilgi çarpıtmalarını sezer.
  • okuduğu haberi geçmişiyle birlikte analiz eder.
  • analiz haberlerini, makaleleri kendi zihninde de analiz eder.
  • ön kabul ve önyargıyla haber okumaz.
  • direk veya dolaylı yönlendirmeleri (manipülasyon ve provakasyonları) fark eder.
Bir haber;
  1. Ana haberlerde yer alıyor ise,
  2. Çok sık benzer içeriklerde tekrarlanıyor ise,
  3. Benzer veya zıt görüşlü/zıt görüşlü imiş gibi görünen medyada dahi paslaşılarak belli aralıklarla yer alıyor ise,
  4. Noktasına virgülüne dokunulmaksızın, alındığı gibi kopyala-yapıştır yayına veriliyor ise,
  5. Bir gerçekliğe dayanmıyor (kurgu haber) ise,
  6. Haberin zamanlaması dikkat çekici ise (haber niçin dün veya yarın değil de bugün verildi? değil geçmiş tarihli bir haber bugün yeniden servis ediliyorsa),
  7. Haberden ziyade yorum içeriyor ise,
  8. Toplumu doğrudan ilgilendirmiyor ise ( az sayıda kişiyi doğrudan ilgilendiriyor / toplumun genelini ilgilendirmiyor ise),

Bu, büyük ihtimalle bir psikolojik savaş unsurudur / gri propogandadır / operasyonel haberdir, haber değil yönlendirme ve manipülasyondur. Yani Psikolojik Savaşın bir parçasıdır.

Bu konuda web sayfamızda tavsiye edilen kitap, makale ve sunumlardan istifade edebilirsiniz.

Çocuklara KAD’ı pratik olarak nasıl öğretebiliriz?

Çocuklar yaşamlarının ilk evrelerinden itibaren anne ve babalarını örnek alırlar. Bu örnek alma sadece davranış boyutunda olmayıp davranışa temel teşkil eden duygu ve düşünceleri de içermektedir. Düşüncelere yön veren şey ise zihnin yaşam boyunca elde ettiği izlenim ve deneyimlerinden hareketle oluşturduğu yargılar, düşünce kalıplarıdır. Dolayısıyla çocuk, anne ve babasını örnek alırken bu temel düşünce kalıplarını da öğrenmektedir. Buradan da anlaşılacağı üzere sorgulanmaya kapalı, yargılarla dolu, neyi niçin yaptığını açıklamayan, gerekçelerini, argümanlarını ortaya koymayan ebeveynlerin kritik analitik düşünceye sahip bireyler yetiştirebilmesi zordur.

Anne ve babaların KAD’ı kendi hayatlarında uygulamaya koymaları, çocukların öğrenmesinin en uygun yoludur. Çocuklara aile içinde alınacak kararlarla ilgili görüşlerini sorarak, ne düşündüklerini, niçin böyle düşündüklerini, düşüncelerini hangi bilgi ve delillere dayandırdıklarını, amaçlarını, açıklamalarına zemin hazırlayarak, onları olaylara farklı açılardan bakmaya alıştırabiliriz. Farklı açılardan düşünmeye onları teşvik edebilir, farklı bakış açıları geliştirmelerini sağlayabiliriz. Onların düşüncelerine değer verir ve bunu onlara hissettirebiliriz.

Konu ile ilgili olarak KAD Platformunun web sitesinde yayınlanmış olan makaleyi okuyabilirsiniz: http://www.kritikanalitik.global/cocuklar-icin-elestirel-dusunme-mini-kilavuzu/

KAD için belirli kaynak kitap var mıdır ?
KAD Ne Değildir?
  • Kritik-analitik düşünme, hata ya da kusur bulmaya önceden güdümlenmiş şekilde olumsuz düşünmek değildir. Bize ya da başkasına ait olan iddia ve fikirleri tarafsız ve önyargısız bir şekilde değerlendirmektir.
  • KAD’ın amacı insanları tek tip düşünmeye zorlamak değildir. Çünkü KAD değer ve ilkelerden ayrı bir süreçtir, bu sebeple KAD konusunda eşit derecede yetenekli olan fakat farklı değer ve ilkelere sahip olan iki insan, tamamen farklı sonuçlara ulaşabilir. Ayrıca, algılama ve temel duygusal gereksinimler konusunda da her zaman farklılıklar olacaktır. Bu da hepimizin daima aynı düşünmesini engelleyecektir.
  • KAD inanageldiklerimiz hakkında sahih kaynaklara başvurarak kritik yapmanın yöntemini gösterir. İnanageldiklerimizin sahih kaynaklara göre geçerliliğini sorgulayabilir, fakat KAD kendi başına bir inanç değildir. Bir düşünme sürecidir. Bu sürece işaret eder.
  • KAD duyguları ya da duygusal düşünmeyi reddetmez, onların yerine geçmez. Karar sürecinin bilinçli cereyan etmesini sağlar. Kişinin verdiği kararlar ile ilgili farkındalığını arttırır. Duygularının tesiri altında kalarak bir karar veriyor ise, bunun farkında olarak bu kararı verdiğini fark etmesini sağlar. Bununla birlikte, aynı zamanda kritik kararlar sayılabilecek duygusal kararlar da (örneğin evlenme kararı) KAD gerektirir.
  • KAD bilimsel temeli olan her şeyi gözü kapalı şekilde kabul etmez. Çoğu zaman, en ikna edici deliller, tarafsız yanımızdan ziyade temel insani/duygusal ihtiyaçlarımıza daha cazip gelenlerdir. Bu sebeple; politikacılar, TV programcıları, pazarlamacılar ve daha pek çok meslek grubundan insanın, oldukça ikna edici kanıtlarını öne sürerken kritik düşünmeden özellikle uzak durmaları sıkça görülen bir durumdur.
Kritik Analitik Düşünmeyi Nasıl Öğrenebilirim?

Kritik ve analitik düşünme, anlama ve yaşama becerisidir. Sadece ilgili kitapların okunması ile öğrenilecek bir bilgi değildir. Analitik ve kritik düşünmeyi anlatan kitapları alıp okuyup, hayatımıza tatbik etmek gerek. Konu ile ilgili kitapları, makaleleri vb. okumak, KAD’yi öğrenme sürecinin başlangıcıdır. Temel noktaları konu ile ilgili kaynaklardan, anlayarak, dikkatli okunmalı ve hayatın tüm alanlarına uygulanmaya çalışılarak beceri haline getirilmelidir. Kritik ve analitik düşünmeyi öğrenmenin önündeki ilk engel, mevcut düşünme tarzımızdan memnun olmamızdır. Kritik ve analitik düşünme becerisinin kazanılması için tekrar tekrar uygulamaya çalışılması gereklidir. Konuya ilgili kişilerle yapılan birlikte okumalar, birlikte düşünmeler yardımcı olabilir.

KAD öğrenilebilen, bilişsel bir beceridir. Bu beceriyi kazanmak bir süreç gerektirir. Nasıl yabancı dil becerisinin geliştirilmesi için zaman ayırmak ve pratik yapmak gerekiyorsa, araç kullanma becerisi için teorik dersler ile beraber pratik direksiyon dersi yapmak gerekiyorsa, KAD becerisinin öğrenilmesi ve geliştirilmesi için de zaman ayırmak, konu ile ilgili okumalar ve pratik uygulamalar yapmak gerekir. 

Konu ile ilgili olarak aşağıdaki linkten faydalanabilirsiniz:
Buradan Başla

Kritik ve analitik düşünmeyi olumsuz yönde etkileyen faktörler nelerdir?

Kritik ve analitik düşünme becerisini elde etmede faydalı olabilecek yaklaşımlardan biri de düşünmeyi olumsuz yönde etkileyen faktörlerin bilinmesi ve giderilmesine çalışılmasıdır. Kritik ve analitik düşünmeyi olumsuz yönde etkileyebilen pek çok faktörden bahsedilebilir. Duygularımız-arzularımız, ön yargılarımız, acelecilik ve sabırsızlık sağlıklı düşünmemizi etkileyen en önde gelen nedenler arasında sayılabilir. Kritik ve analitik düşünmeyi olumsuz yönde etkileyen faktörlerin ayrıntılı bir listesi için tıklayınız:

Kritik Düşünme Üzerine Pratik Bir Kılavuz

Uygulamalı bir KAD örneğiniz var mı ?

KAD konusunda kendisini geliştiren bir kişi kendi günlük, aile, sosyal ve iş hayatında ve iç dünyasında değişimler yaşar. Şöyle ki: KAD web sitesi üyeleriyle yapılan ankette pek çok alanda yaşanan örnek ve değişimler bildirilmiştir. (Anket cevaplarını incelemek için tıklayınız: KAD Platformu Çalışmalarına Farkındalık ve Takip Düzeyi Anketi Ekleri

1 Mart Tezkeresinde oylanmadan önceki günlerde, kişiler, çoğu benzer durumda olduğu gibi basın yolu ile yönlendirilmiş, konu yeterince kritik edilmeden, analiz edilmeden insanların duyguları ve algılarıyla oynanarak düşünceleri etkilenmeye çalışılmıştır. Bazılarımız düşünerek karar vermek ve hareket etmek yerine, taraf tutarak;  kendi görüşündeki, beğendiği, hayran olduğu siyasiler ve yorumcuların hata yapmayacağından hareketle teslimiyetçi davranmış, araştırmamış, sorgulamamış, farklı düşünme ve farklı bakış açılarını yakalayamamışlardır. Gerçeği araştırmak ve teslim etmek yerine, kısa vadeli ve albenili kişisel ve ulusal çıkarlar cazip gösterilmiş ve “ideal olanın, olması gerekenin asla olamayacağı” önyargısı ile topluma  çaresizlik telkin edilmiştir.

Bu konudaki karar alma süreci tahlil edilerek, bu konudaki karar alıcıların (meclisteki milletvekillerinin) konuyu aklı-selim ile kritik etmeleri, sorgulamaları sağlanarak, sağlıklı karar almaları sağlanmıştır. Mecliste yapılan oylama sonrası ortaya çıkan durum, söylenenlerin asılsız olduğunu, aslında basın yolu ile yapılan yönlendirmelerin, bu konudaki karar alıcıların (meclisteki milletvekillerinin), konuyu kritik etmeden, sorgulamadan, sağlıklı karar almalarını engellemeye yönelik iddialar olduğu ortaya çıkmıştır.

evetama